31 Ocak 2013 Perşembe

Şubat Ayı Çekilişleri!!!

Biraz Yazalım adlı blog 1. yaşını 3 farklı hediye ile kutlamak istemiş... Eğer siz de aşağıdaki Bugs Bunny Usb belleği kazanmak isterseniz ya da kitabı gözünüze kestirdiyseniz tık tık. Son katılım tarihi 18 Şubat 2013 Pazartesi! Fazla zamanınız yok :)



Cosmo-Trend'de Şubat ayında Atasay pırlanta kolye hediyeli bir çekiliş var. Katılmak için tık tık... Son Katılım 28 Şubat 2013



Furkan Mertle Hayat blogunun sahibesi de resimde gördüğünüz sosluk ve fincanları hediye ediyor! Son Katılım Tarihi 1 Mart 2013



Eba Design sevgililer günü için güzel bir paket hazırlamış... İçinde hem sevgilisi olanlara hem de olmayanlara hitap eden hediyeler mevcut! :) Katılmak için tık tık 




Gözlük Camı Silen Mendil

Uzun zaman önce Watsons'tan "Kruldvat" isminde (Şimdi düşünüyorum da alırken ismine hiç bakmamışım bile, üzerinde gözlük resmini görmem yeterli olmuş.) bir ürün almıştım. Üzerindeki gözlük resmi olmasa gerçekten ne olduğunu kestirmek en azından markasından biraz zor. Sadece akşamları lenslerimi çıkardığımda kullandığım gözlüklerimin camlarını temizlemek amacıyla aldığım bu ürünü bir süredir kullanıyorum ama açıkçası memnun kalmadım. Sanki zamanla gözlük camını çiziyormuş gibi bir hisse kapıldım ve kullanmayı bıraktım. Aynı ürünü kullanıp memnun olan ya da olmayanlar da yorumlarını paylaşırsa çok memnun olurum. Benim gözlük camını hafiften bir çizdi sanki. Şimdi tekrar tuvalet kağıdı ile temizlemeye devam ediyorum :) Komik ama en sağlıklı sonucu ondan alıyorum :D

Hmmm bir de Gratis ne zaman Bursa'ya da açılacak??? :)

29 Ocak 2013 Salı

Newly In! İstanbul Ganimetleri!

Hayat bazen çok ilginç geliyor bana... Kasım ayında şu artık modası geçmeye başlayan yaka kolyelere ne kadar bayıldığımı ve sonunda dayanamayıp alışveriş sitelerinin birinden bir adet aldığımı ancak ve ancak kolyenin defolu çıktığını "Günün Fotoğrafı" resimlerini yayınlarken bahsetmiştim. Bahsi geçen kolye bu idi;


Sonrasında annem Bursa'ya geldiğinde bir de baktım ki aynı kolye kadının boynunda!!! Farklı zamanlarda farklı yerlerden aynı kolyeyi beğenip almışız! Ki normalde annemle hayatta aynı şeyleri beğenmeyiz! Şok oldum ve hemen nereden aldığını sordum. Ben kargo içinde bu kolyye 20 küsür TL para vermişler "10 TL'ye aldım" demez mi :) 

Cuma günü Kadıköy'deyken "Beni o kolye aldığın yere götür N'luuuurrr" diye yalvardım mı? :) Tabi ki eveet... Meğer Bahariye'de İnci Ayakkabı'nın sırasına açılmış minik bir yermiş. Yeni şubelerini de Mango'nın karşısında Akbank'ın yanına açmışlar... Kalabalığa rağmen annemi dışardaki banka otutturup daldım içeri... Meğer adı "Uzak Işıklar" olan bu dükkanın müdavimleri varmııış :D Bakınız Sevda :D

Resimde gördüğünüz ganimetleri almış bulunmaktayım! 



Bu gördüğünüz yaka kolyeyi 10 TL'ye almış bulunmaktayım. Düz siyah bir t-shirt ile yarın kullanmayı planlıyorum!!! :) Olley!


Sanıyorum Tosbağa'nın Dünyası bu yazıyı okuduktan sonra beni vurabilir! :) Bu arada yüzük benim orta parmağıma bile biraz büyük geldi. Annemi daha fazla bekletmek istemediğim için elime denk gelen ilk yüzüğü aldım. Bu arada yüzük 1,5 TL! Kolye 3,5 TL Ama kolyenin boyu bana fazla kısa geldi taşın olduğu kolyeyi çıkarıp sadece bıyık olarak kullanmak daha iyi olacak sanırım. Taş gırtlağımda kaldı resmen...


Bu siyah bileklik çok hoşuma gitti. Fiyatı 3,5 TL idi.


Kahverengilerle ve krem rengi ile hatta canım ne isterse onunla takabileceğim bu  bilekliği de çok severek aldım. Bunun da fiyatı aynı...

Ani Gelişen İstanbul Yolculuğu...

Efendim geçen Perşembe gecesi başlayıp cuma gecesi geç vakit sonlanan İstanbul ziyaretimi burada anlatmıştım. Bu yolculuğun İstanbul içindeki kısmına katılan annemle gördüklerimizi emektar ayfonum elverdiğince sizlerle paylaşıyorum. "Bu Aralar Ben"'in 25 Ocak Cuma versiyonu :) Ziplenmiş İstanbul :D


Bahariye'deki The Company mağazasınının vitrini 14 Şubat için hazır! Annemle bu kediciği görür görmez bayıldık... Biliyorsunuz benim mutfağımda da bunun davuk versiyonu var. O da anneciğimin hediyesiydi...


 Kadıköy Migros ve balıkçıların orada insan kalabalığına karışıp bizimle birlikte yürüyen ördekler!!! Bir ara sokağa atılmış masalarda oturan insanların arasına daldılar. Annemin dediğine göre bunlar manyak balık yiyormuş :)


Ve Komşu Fırın Klasiği... Herhalde her gittiğimde illaki bi kere uğruyorum! 
İnatla da Bursa'ya şube açmıyorlar!!!


Dönüşte Eskihisar'da feribot kuyruğundayken yanımızda duran tırın şoförünün vakit geçirme şeklini resmetmeye çalıştım. O parlak şey adamın laptopunun ışığı... Önce facebook da gezindi ondan sonra da okey oynadı sıra beklerken :D

27 Ocak 2013 Pazar

İlginç Bir Uygulama

Perşembe günü aniden gelişen olaylar neticesinde perşembe gece yarısı kendimi İstanbul'da buldum. Cuma günü sabahtan yaptığım görüşme olumlu ilerliyor olmalı bir bir adım daha kaydettik :) Artık mutlu sonra biraz daha yaklaştığımı hissediyorum... Bu 2013 güzel güzel haberler getiriyor bana, umarım hep bu şekilde devam eder...

Yarın kursta sınavım olduğu için biraz kısa kesmek zorunda kalıyorum ama az önce farkettiğim bişeyi de sizinle paylaşmak istedim.

Eşim pazardan muz almış. Hani şu ithal muzlardan... Yerli muzlar çok çabuk karardığı için (evet ben kararmış muz sevmiyorum içi her ne kadar halen beyaz olsa da albenisi gidiyor muzun yiyemiyorum.) bu sefer ithal olanlarından al diye tembih etmiştik giderken. Neyse efendim Dole marka muzlardan almış ve ben de mola veriyim de bir muz hüpleyeyim diye muzu elime aldım veeee


Bu etiket de ne ki acaba derken iyice yaklaştırdım...


Ve sonrasında da Dole'nin yukarıda verdiği internet adresine gittim...


Muzumun üstünde yazan kodu girdim ve muzum nerelerden gelmiş öğrenmiş oldum :)


Dünyaca ünlü bir muz markasını tüketen tüketiciler için aslında nasıl da güzel bir uygulama değil mi? Keşke Türkiye'de yetiştirilen ürünler için de böyle uygulamalar olsa...

Benim çok hoşuma gitti, sizlerle de paylaşmak istedim...

Şimdiden İyi Haftalar...


Yukarıdaki resim alıntıdır...

23 Ocak 2013 Çarşamba

Mevlid Kandili


İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz Muhammed (sas) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12 gecesi doğmuştur Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.



Kandiliniz Mübarek Olsun...

Kaynak: http://www.forumlord.net/dini-gun-ve-geceler/89925-mubarek-geceler-ve-anlamlari.html#ixzz2Iork7koF

Bu Aralar Ben! Vol.3

Yengeç burcuyum ben arasıra kafamı kumlara gömmek istiyorum. Kum yoksa etrafta ne yapayım???


Günlük sayfa görüntülemesi 100'ün altında kalınca ben...


Telefonu kapatmak bilmeyen birine denk gelirsem ben...



Cuma gecesi tek başına kaldığı için tv karşısında canı sıkılan ben...


Hocanın verdiği ödevi yapmaya çalışırken işin içinden çıkamayan ben...



22 Ocak 2013 Salı

Mimler!

Dün Tosbağa'nın Dünyası beni mimlemiş! Yine yeni yeniden mimlenmek güzel! Bakalım merak edilen cevaplar nelermiş?


Şuan olsa çok sevinirim >>>>  
Telefon çalsa ve teklif sunmak için beni yine İstanbul'a çağırsalar, ayyy nasıl sevinirim nasıl sevinirim!

Şimdi orada olmak vardı >>> 
Bir sürü kıyafetle kabinde olmak vardı! Evet biraz değişik bir yaklaşım olabilir ama şu anda yukarıdaki cümleyi okuduğumda aklıma ilk gelen bu oldu. bugün alışveriş yapasım vardı ama  bu düşünceden sıyrılıp kendimi eve zor attım :D

Nerde o eski günler >>>> 
Okuldan çıkıp eve kadar kıkırdayarak yürüdüğümüz ve annem gelse de sokağa çıksak derken balkondan sokaktaki oyuna dahil olmaya çalışmak... (Sene 1992 falan)

Neleri özlüyorum >>>> 
Ben bu özlediklerimi geçenlerde de yazmamış mıydım zaten? Şu anda aklına ne geldi derseniz, zayıf olmayı, yeniden 40 beden olmayı özledim...

Çok severim >>>>>> 
Tatlı, çikolata, sütlü tatlılar veeee pizza :) Çok çok severim! :)

Nefret ederim >>> 
Dışarda hiç çekinmeden, herkesin ortasında malum yerini düzelten erkeklerden,
Elinizi attığınızda ıslak olan kapı kollarından,
İki yüzlü insanlardan...

Bugünlerde çok fazla dinledim >>>> 



Şimdiki ruh halim >>>>
Aslında sıkıntılı ama yine de hayatın uçurmasını yakalamaya çalışan bir küçük...

Acep ben kimleri mimledim???

Bu sefer bu mimi beğenen ve cevaplamak isteyen herkesi mimliyorum! :)

21 Ocak 2013 Pazartesi

Garson Nasıl Olmalıdır?

Belki içinizde daha önce garson olarak çalışmış birileri vardır ve yazacaklarıma itiraz edecek olabilirler. Ya da   "Her müşteri de bir değil ki, kimisi var insanı canından bezdirir" de diyebilirsiniz ama geçenlerde gittiğim bir yerde gözlemlediklerimden sonra böylesine bir yazı yazmak istedim... Ben evrene mesajımı gönderiyim de...

Geçenler Nilüfer Carrefour'un karşısında bir restauranta gittik eşimle. Mekanın adını şu anda hatırlayamadım ama pideleri ile meşhur bir yer. (Şimdi okuyunca belki bileniniz çıkar :) ) İçeri girdik ve cam kenarında ve duvar diplerinde olmak üzere 4 er kişilik masalara bakınmaya başladık. Cam kenarındakiler boş olduğu için doğal olarak oraya yönlendik ancak garson amca bizi duvar dibine otutturmaya çalıştı. 2 kişiyiz ya boşuna 4 kişilik masa işgal etmeyelim diye düşündü herhal ama ben onun gösterdiği yeri görmezden gelip gidip cam kenarındaki masaya oturdum. Hemen çatal bıçak ve kağıt servis kondu ve saniyesinde siparişimiz alındı. Menüye bakıp düşünme şansımız pek olmadı ama bu bazılarımıza göre de iyi bir özellik olabilir tabi. Bi sipariş vermek için yarım saat garsona kendimizi göstermeye çalıştığımız yerleri düşününce...

Siparişlerimiz geldi ve num num yedik, bu sırada eşim şişedeki kolasının kalanını bardağa boşaltır boşaltmaz hop şişe gitti... Bundan bi 5 dakika kadar sonra benim yemeğim bitti ve ayranımı da son bir fırt çekerim diye son ana bırakmışken yine aynı garson amca geldi ve önümde ne var ne yoksa -ki buna son fırtımı sakladığım bardağım da dahil- aldı gitti. Şaşkınlıktan tepki gösteremedim düşünün o kadar hızlı oldu yani... Bu tip yerlerde genel olarak çay ikram etmek isterler ama bizim böyle bir alışkanlığımız olmadığı için kibarca reddettik ve öyle bir ortam oldu ki "yediniz içtiniz tamam, çay da istemediniz, e o zaman hesabı ödeyin de kalkın gidin artık" tavrı hakim oldu garson amcada. Rahatsız olduk resmen ve hadi gidelim diye ayaklandık. Hesabı ödedik ve hızlıca mekanı terkettik.

Şimdi sorarım size, nasıl olsa müşterim çok, sen gelsen de gelmesen de ben iş yapıyorum mantığı ile böyle mi davranmaları gerekirdi?

Gelen müşteriye potansiyeline ya da sayısına göre mi davranmalı? Yoksa müşteri ayrımı yapmamak mı gerekli?

Siparişi aldın, getirdin, müşteri son lokmasını ağzına atar atmaz önündeki tabağı alman mı gerekli? Belki o anda midem bulandı belki boğazıma kaçacak ve ağzımdakileri tabağa püskürtmek isteyeceğim sana ne?

Yemeğimi bitirdiğim anda çay içmek zorunda mıyım peki?

Yemeğimi yedim ama çay da içmiyorum o zaman iki dakika durup midemdekilerin oturmasını beklemeye hakkım yok mu?

Çıkarken de hiç bir sevgi sözcüğü duymadık o da ayrı bir mevzu... 

Evet çok lezzetli bir öğün oldu bizim için ama bir daha gider miyim hiç bilmiyorum...

Garson böyle mi olmalı sizce?

18 Ocak 2013 Cuma

17 Ocak 2013 Perşembe

Artık Reklam Filmimiz de Var...


Reklamda geçiyor hiç farkettiniz mi bu cümle;

"Bu bizim aile işimiz!" 

Bizim için öyle...

Etrafınızda duyduğunuz farklı olabilir ancak biz 1996'dan beri işin içindeyiz ailecek ve o zamandan beri de ürünleri kullanıyoruz... Bu zamana kadar Cilt bakım ürünlerinden olsun, temizlik ürünlerinden olsun ya da beslenme destek ürünlerinden olsun herhangi bir ters durumla karşılaşmadık.
Ben severek kullanıyorum ve de tavsiye ediyorum.
Siz de denemek, bilgi sahibi olmak isteyebilirsiniz...
Ürünler ya da Amway hakkında bilgi almak isterseniz yorum bırakabilir ya da mail atabilirsiniz.

Mail adresim: denizinyildiz@gmail.com

16 Ocak 2013 Çarşamba

Çekiliş ve Kaçınılmaz Son! :)

Geçen hafta yine şanslı bir gündü benim için ve Sevgili Biricit'in çekilişini kazandım!!! İşte Burada! Konu oje olunca ve seçenek de olunca karar vermem biraz uzun sürdü... Bloglarda biraz dolaştım ve hangisinin nasıl durduğunu anlamaya çalıştım... En nihayetinde "Some like it haute" de karar kıldım... Bugün mü gelir yarın mı gelir? Acep haftasonuna kadar elimde olur mu diyorkene ve de yazılım kursundaki hocanın verdiği ödevlerle boğuşurkene güvenlik aradı "kargonuz vaaaar!" didi :D O an şimşek çaktı kafamda ve anladım ki ojem bana doğru son virajı dönmekte!

Gelir gelmez yine antreye oturdum hemen resimledim... Henüz deneme şansım olmadı çünkü ilk ödevi bitirdim ama ikinci ödevle uğraştım saatlerdir... Hatta bu postu bile henüz çorbamı içmeden yazıyorum... Biraz kısa olursa kusuruma bakmayın yani karnım acıktı uleeeen!

İşte paketim! Allah için çok sağlam paketlemişler...


Tamam belki bir oje için biraz büyük bir paket kullanmışlar ama en azından sağ salim bana ulaştı ya bu yeter!


İçinden bir tane de broşür çıktı China Glaze ojelerle ilgili...


Ta taaaaaaa!!!


Tekrar ve de tekrar Biricit'e ve Tanaçan Kozmetik'e teşekkürlerimi bir borç bilirim! :)
Ama bunu saymam yine beklerim :D

15 Ocak 2013 Salı

Pucca - Allah Beni Böyle Yaratmış


Aslında 2012'de başladığım bu kitabı Ocak ayının ilk günlerinde bir solukta okudum ve bitti. Bu Pucca'nın 3. kitabıymış ve kendisini tamamen tesadüf eseri edinmiş bulundum.
Laptop un harddisk inin tamir edilmesini beklerken eve dönmek istemedim ve Zafer Plaza'daki D&R'dan bu kitabı alıp 2 saat boyunca Starbucks'ta oturarak zamanın geçmesini bekledim :) Bu esnada da kitabı neredeyse yarılaştım. ilk iki kitabını okumadım ve onlar nasıl bilmiyorum. Belki ilk kitaplar olduğu için daha keyiflidir okuması ama ben bu kitabı okumaktan keyif almadım. Birinin günlüğünü okuyormuşsun gibi tamam... (En son Bir Genç kızın gizli defteri serisini okumuştum galiba.) ama bazı yerlerde hani "O an aklımdan geçenler..." deriz ya bir anda senaryo yazarız, Pucca bu olayı biraz abartmış ve çok sık kullanmış ve uzun tutmuş. Bu yüzden bazen o paragraflar bitmek bilmedi. İtiraf ediyorum bir kaç noktada 2-3 satır atlamış bile olabilirim :)

Bu bahsettiğim olaya bir kaç örnek;



Tamemen meraktan alınmış bir kitaptı ama şimdi ilk iki kitabı okuyacak heves bırakmadı bende... Belki siz de okumuşsunuzdur ve görüşlerinizi benimle paylaşırsınız...

Bu ve diğer kitaplara bakmak isterseniz tık tık...

14 Ocak 2013 Pazartesi

Beyoğlu Rapsodi - Taxim Beyoğlu Trio

Sanıyorum iki sene oluyor... O zamanlar İstanbul'da çalışıyorum ve iş çıkışı Meydan AVM'ye attım geziyorum da geziyorum... D&R'a girip filmleri tarıyordum ki o anda mağazada çalan parçalar çok hoşuma gitti. Biliyorsunuz D&R'da "Şu anda ne dinliyorum?" diye bir stand var. Orada mağazada çalınan şarkılar hangi CD'den çalınıyorsa onu koyuyorlar. Ben de aldım CD'yi elimde evirip çevirmeye başladım. Keman, piano ve double bass( ne olduğunu bilmiyorum.) ile çalınan bu eski parçalar çok hoşuma gitti ve CD'yi satın aldım. Ne zamandır dinlemiyordum ve bu hafta birden aklıma geldi dün eve geldikten sonra bir tur dinledim.. Evde ya da farklı ortamlarda arka fonda hafif birşeyler çalsın diyorsanız güzel bir seçim olacağını düşünüyorum...


İçinde hangi parçalar var derseniz, bir çoğunu hatırlayacaksınız...

1. Silent Cue (Vazgeçtim - Sezen Aksu)
2. Alguien Canto (Boş Sokak - Nilüfer)
3. Una Calle Nos Sepera (Anlamazdın - Issız Adam demem yeterli sanıyorum)
4. Sevdim Bir Genç Kadını
5. Papatya
6. Hatırla Ey Peri
7. Nihavend Longa
8. Laçin
9. Ay Kız
10. Sevgilim
11. Ayrılık
12. Yıldızların Altında
13. Dinle Sevgili
14. Let Mouttes De Mikanos (Deniz ve Mehtap)

Almak isterseniz D&R ve Hepsiburada.com'dan bakabilirsiniz...

12 Ocak 2013 Cumartesi

Tema Değişikliği

Aslında uzun zamandır yapmak istediğim bir şeydi ve bugün birden gaza geldim değiştirdim değiştirmesine de istediğim tema olmadı maalesef. Btemplates.com sitesindeki her temada istediğiniz gibi oynama yapamıyorsunuz ve ben de beğendiğim tema da hiç değişiklik yapamadım...

Sabahtan beri bloguma girip çıkan olduysa kaç kere değiştirdiğimi farketmiştir belki. Sanıyorum bu konuda biraz daha yardıma ihtiyacım var...

Şimdilik böyle kalsın bakalım... Eskisi daha güzeldi derseniz dönüveririm...

Tabi bunun da eksikleri var artık bi ara düzenlerim...

11 Ocak 2013 Cuma

Blog Hocam'dan Büyük Ödüllü Çekiliş!!!



Blog Hocam 2. yaşına ödüllü bir çekiliş düzenleyerek merhaba diyor. İndirimlr sponsorluğunda düzenlenen bu çekilişte 4 kişiye hediye güzel hediyelerimiz olacak. Büyük ödül tablet bilgisayar. Siz de bu hediyelerden birine sahip olmak istiyorsanız katılım bilgilerine bu linkten ulaşabilirsiniz...

Ben kendisinin blogunu uzun zamandır takip ediyorum. Bir kaç kere de sorduğum sorulara gayet içtenlikle cevapladı ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştı. Soru sorduğunuza sizi pişman ettirmeyen ve hiç bir karşılık beklemeden tek isteği karşı tarafa ve blogger arkadaşlara yardım etmek olan bu güzel bloğun çekilişini kaçırmayın bence! 

İndirimlr.com - Site site gezmeye son!

Bir çoğunuz bugüne kadar en azından bir kere internetten alışveriş yapmıştır. Hatta bazılarınız (bunlardan biri de aktif olarak çalışıyorken bendim.) internetten alışveriş yapma olayını abartıp artık tamamen internette takılır oldular. Kazak, mont, ayakkabı, çizme, bluz, elbise, kolye, küpe, cilt bakım ürünleri, makyaj ürünleri, mutfak ürünleri hatta halımızı bile artık internetten alabilir duruma geldik. Bence oturduğun yerden bildiğin markanın bayıldığın ürünlerini bir kaç tık hareketi ile almak muhteşem!

Fakat artık alışveriş sitelerinin sayısı bir hayli fazla ve her gün hangi birine girip bakalım kafamız karışıyor. Markafoni'ye baksak aklımız Morhipo'da kalıyor, Hepsiburada'da bulduğumuz ürünü bir de Hızlıal'da incelemek istiyoruz derken çorba oluyoruz resmen...

Artık işinizi kolaylaştıracak bir sitemiz var! İndirimlr.com bizim için bu alışveriş sitelerini bir araya toplamakla kalmamış Mudo, Çikolatasepeti.com, Darty gibi internet mağazaları olan markalarda da indirim kuponları sunuyor!

Zamanla bu markaların ve indirimlerin daha da cazip olacağını temenni ediyorum! Ama internette bir markanın ürününü ararken ya da bir alışveriş sitesine girmeden önce İndirimlr.com'a bi göz atmanızı tavsiye ederim... :)

Neleri Özledim? - Mim

Bu hafta ben İstanbul'da karla boğuşurken bi baktım üç kişi tarafından mimlenmişim :) 

Tosbağanın Dünyası, Selma's World ve Uğur Böceği tarafından özlediklerim merak edilmiş ve mimlenmişim... Beni unutmayıp bu seriye dahil ettikleri için teşekkür ediyorum ve mime geçiyorum...




Neleri Özledim???


  • Öncelikle incecik olduğum günleri özledim! 40 bedene kolaylıkla girebildiğim günler... Şimdilerde 42 yi zorluyor ve Koton'un 42 beden pantolonlarına gebertsen sığamıyorum! Vaziyeti siz düşünün artık...

  • Spor yapmayı özledim... Tamam İstanbul'da da haftanın 3 günü spor yapmıyordum ama çalıştığım şirkette kapalı spor salonu vardı ve belli günler iş çıkışı gidip basketbol oynayabiliyor ve hatta maç yapabiliyordum. Ben topu alıp sürekli şut atıp arada turnikeye girince zevk alanlardan değilim. Basketbol oynadım demek için o sahaya çıkıp çatır çatır maç yapmam lazım arkadaş... 2-2 veya 3-3, 4-4 farketmez...
  • Saçlarımın eskisi gibi dümdüz ve uzun halini özledim. Nerden esti de kahkül kestirdim hiç bilmiyorum. Tamam uzun zamandır eğer kestirirsem nasıl durur diye merak ediyordum ama belki de bu tam uygun bir zaman değildi... Aynaya bile bakmak istemedim bir süre. Şimdi biraz uzadılar ve sürekli tokalarla kafama tutturulmuş durumdalar... Kuaför eskisi gibi olması 1 yılı alır dedi. İmdat!
  • Kendi paramı kazanmayı özledim. Bursa'ya taşınalı 1 sene oldu ve süre içinde evin ekonomisine bulunduğum katkı koca bir 0! Evet bu benim istediğimdi ve bu riski alarak buraya geldim bundan pişman değilim ancak kendi paramı kazanmayı da özlemedim değil... Maaşını alınca yaptığın bir kaç parça alışveriş, faturaları bana bırak demek vs bunları özledim...
  • Tatil yapmayı özledim... "Oha be daha Aralık ayında Sapanca'da değil miydin kızım, gözün doysun" demeyin, sitem etmeyin benim burada bahsettiğim yaz tatili özellikle de Bodrum, Datça... Mümkünse Voyage Bodrum, Bodrum kalesine bakarak akşam yemeği yemek, kahvaltı etmek, kayık misali küçük motorla Bodrum'a inmek, barlar sokağındaki karadeniz pastanesinden türlü çeşit mamalar almak... Of of of! Özlemişim... :)
  • Arkadaşlarımı özledim. Kör olasıcalar ben taşındığımdan beri biri kalkıp gelmedi :D İstanbul'da da çok sık görüşemiyorduk ama şimdi tabi gözden uzak olduk... 
  • Ve tabi ki babamı özledim... Onu kaybedeli iki yıl oldu... 12 yıl da olsa içimizdeki özlem azalmaz diye düşünüyorum... Tamam o mükemmel baba-kız ilişkimiz olmadı bizim ama onu sevdiğimi bilirdi, ben de beni sevdiğini bilirdim... Nur içinde yatsın...
  • Babam alınmasın ama babamdan daha fazla özledim belki de dedemi... Onunla aramızdaki bağ bambaşkaydı ve ben onu kaybettikten sonra kendimi biraz daha yalnız hissettim şu hayatta... Biliyorum annem var, abim var, anneannem var hatta eşim var, eşimin ailesi var ama herkesin yeri başka... 

Sonlara doğru biraz hüzünlenir gibi olduk ama özlediklerimizi düşününce onların aklıma gelmemesi kaçınılmaz...

Efendim bugün cuma! Yine bir haftasonu, yine bir curcuna... Keyifli geçsin!

Peki ben kimleri mimlerim?

Cadı'nın Kozmetik Kazanı (mimleri cevaplandırıyor mu bilemedim.)




10 Ocak 2013 Perşembe

Ocak Ayı Çekilişleri

Evvet yepyeni bir yılda tabi ki hediye çekilişleri devam ediyor... Ben bana uyan çekilişleri kaçırmamaya özen gösteriyorum ama bir sürü şartı olan çekilişleri de eğer hediye gerçekten bu emeğe değecekse katılıyorum. Evet itiraf ediyorum ama böyle yapıyorum... :) Kozmetik çekilişlerine katılmıyorum çünkü ben ürünlerimden gayet memnunum ve yüksek ihtimal kullanmayacağım ürünleri alarak çekilişe katılan diğer arkadaşlara haksızlık etmiş olmak istemiyorum... Gelelim bu ayın çekilişlerine...

Bizim Dünyamız adlı şirin bir blog ile tanıştım ve kendisi ilk çekilişini düzenliyor. Katılmak için tık tık... Son gün 3 Şubat 2013...



Ahududu Tadında Cümleler blogunun 2. yaşını bu güzelliklerle kutluyor! 
Son katılım tarihi 14 Şubat 2013


Limon Kabuğu'ndan bu güzel kalpli kurabiyeleri kazanmak ister misiniz??? 
O zaman tık tık...
Son katılım 8 Şubat 00:00


Mor Rimel'in çekilişine katılıp aşağıdaki Body Shop paketini kazanmak isterseniz tık tık...
Son katılım 9 Şubat 2013


Gittim, Görüştüm, Geldim

Kara buza aldırmadan ekmek parası için kendini yollara vuran bir Denizin Yıldızı vardı bu hafta :) Bu işi kaparım da bu emekler boşa gitmez diye düşünmeden edemiyorum sevgili okuyucu!

Tabi herşeyin hayırlısı da ben filmi biraz başa sarayım en iyisi... Salı günü İstanbul'da iş görüşmem olduğu için risk almak istemedim ve Pazartesiden kendimi yollara vurdum... Şansıma da her yer kar... Akşam 18.00 arabasına biletimi almışken kardan dolayı yollar kapanmasın diye 15.00'de evden çıkıp terminale ulaşmaya çalıştım ancak vardığımda saat 16:45 idi. Yani 17:00 arabasına bindim ve sadece 1 saat erken çıkmış oldum yola... Giderken lapa lapa yağan kar Süpürgelik mevkiinde korku dolu anlar yaşattı bize ancak yol kapanmadan geçmeyi başardık. Arkamızdan kapanmış mıdır bilemiyorum... Bu şekilde kar altında geçen bir yolculuktan sonra gece eve geldim ve ertesi gün yine geç kalmamak için 10.30 gibi yola çıktım 14:00'deki görüşme için!!! Evet 12.00'de ordaydım ama hali hazırda şirkette çalışan bir arkadaşım ile öğle arası görüşme fırsatı buldum ve 16:00'ya kadar şirket merkezinde kalmayı başararak bir nevi şirketi ne kadar benimsediğimi de göstermiş oldum :D

Aslında planım salı günü akşam dönmekti ancak bütün gün ara ara yağan kar (ara ara diyorum ve bu aralarda da bildiğiniz güneş açıyordu... Hatta Uzunçayır'dan binip Altunizade'ye geldiğimde güneş vardı ancak Zincirlikuyu'da indiğimde lapa lapa kar yağıyordu. İner inmez "Eeeee hani güneş?" diye çemkirdim hatta.) Neyse ne diyordum? Bu lapa lapa kar durumundan sonra annemler çeşitli yeminler eşliğinde akşam beni bildiğiniz alıkoydular... :) Çarşamba günü gündüz arabasıyla ancak gelebildim ama o karlar olmuş buz! Çarşamba gecesi daha da soğuk geçtiği için bu sabah her yer takır takırdı... Sabah karınca hızında kursa vardım. Sonrasında ev özlemi ile yanıp tutuşan bir yengeç kızı olarak evime koştum ve karşınızdayımmm :)

Bu yolculuk boyunca çekebildiğim bir kaç kareyi paylaşmak istedim...


Yukarıdaki resim İstanbul'daki evin penceresinden çekildi... Gördüğünüz yokuşu çıkmaya çalışan arabaları oturduğun yerden izleyip eğlenmek çok güzeldi kıh kıh kıh :)


Önümüzdeki tırın arkasına kim yaptıysa biri resmen şaheser yapmış! Tebrikler kendisine...


Yolda gelirken yine güneş bile açtı bi ara...


Bu martılar bize Eskihisar-Topçular arası eşlik etti!!! Ben seyahat ederken bi aksilik olmazsa Nilüfer Turizm'i tercih ediyorum. Onlarda yolda ikram olarak ev yapımı poğaça veriyorlar sıcak sıcak... Host arkadaş kalan poğaçaları feribottayken bu martıcanlara attı! :) Onlar da bi an olsun bizim otobüsün civarından ayrılmadı tabi, inmeden önce de veda ettiler bize...


Ve eve geldiğimde yolunu beklediğim eldivenlerim gelmişti... Bursalı blogger bir arkadaş geçenlerde twitterda paylaşmıştı Mudo eldivenlerini, görünce vuruldum, duramadım gittim siyah kaptım bi tane, bugün ise test ettim ve süper sıcak tutuyorlar!!! On numara, 5 yıldız!!!

Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldiğim bir durum söz konusu, Allah'tan hayırlısının olmasını diliyorum ama inşallah bu iş benim için en hayırlısıdır... (Amin!)

8 Ocak 2013 Salı

Yok Olmadım, Burdayım!

Herkese Merhabalar,
Ortalarda yokum evet ama bi sorun neden diye :) Pazar günü iyi geçen bir direksiyon sınavını ardından pazartesi günü öğlen başlayan kar yağışı ile birlikte Bursa'dan İstanbul'a geldim... Bugün dönmeyi planlıyordum ancak kar yağışı halen bildiğiniz ve de gördüğünüz üzere devam etmekte... Yeminler eşliğinde biletimi yarına aldırdım ve bu akşam da burdayım... Blogu başı boş bırakmadım ama merak eden olur diye de yazmadan duramadım :)


Bu arada biz annemle karda düşmeden Mecidiyeköy sokaklarında yürümeye çalışırken deprem olmuş ve bu arada duymamışız... Çok geçmiş olsun... Deprem hayatımızın gerçeği ben de farkındayım ama her seferinde aynı korkuyu da yaşayanlardanım... Allah beterinden korusun hepimizi...

4 Ocak 2013 Cuma

Direksiyon Sınavııııı!!!!

1 ocak Salı olduğu için nasıl geçtiğini anlamadığımız bir haftanın cuma günündeyiz baylar, bayanlar!

Ben bu haftaiçi aniden gelen bir haberle pazar günü direksiyon sınavına gireceğimi öğrendim ve şimdi hafiften bir panik havası hakim :) Pazar günü aşağıdaki gibi olmayayım yeter...


Arabaya bineceğim ancak umarım sınav gözetmenleri ile aramda buz gibi bir hava hakim olmaz!


Trafik ışıklarına dikkat etmem lazım zira dönel kavşak var parkurumuzda...


Sakin olucam ve direksiyon hakimiyetimi katbeymeyeceğim... Gözümü de yoldan ayırmadım mı tamamdır. Dimi? :)


Umarım direksiyona oturduğum anda herşeyi unutmam :D


Herkese musmutlu bir hafta sonu diliyoruuuum!!!

Bu arada resimler alıntıdır...